Bilmediklerimi Ayağımın Altına Koysam?

Sokrates’in bir sözü var: “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.” Bu söz, bilginin enginliğini ve öğrenmenin sonsuzluğunu ifade eden veciz bir söz. Ne kadar öğrenirsek öğrenelim, bilmediklerimizin yanında bildiklerimiz denizde damla olduğunu anlatıyor. Bunu şöyle örnekleyebiliriz: Bir kütüphaneye giriyoruz, büyük bir kütüphane. On binlerce, yüz binlerce kitap… İçinden kaç tanesini okuduk? Cevabımız devede kulak olacaktır. Peki ya okumadıklarımız; bunu tahmin etmek bile imkânsızdır.

Atasözleri, geçmişin tecrübeleriyle önümüzü aydınlatan ışık gibidir. Her ne kadar miras olduğu için kıymeti bilinmese de kültürümüzün çok değerli hazineleridir. Mesela her canlının rızkının saklı olduğunu anlatan atasözümüz: “Ağılda oğlak doğmadan yaylada otu biter.” Mesela başkalarını eleştirmek yerine kendimizi düzeltmemizi öğütleyen bir atasözü: “Ayağın taşa takılırsa kalbine sor.” İnsan öğrendikçe ne kadar çok şeyi bilmediğinin farkına varır. Bunu Sokrates’ten biraz daha farklı ifade eden bir atasözümüz: “Bilmediklerimi ayağımın altına koysam, başım göğe erer.” Bu söz aynı zamanda bilgili insanın mütevazı tavrını da ortaya koyar.

Bilgi, bizi diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Yeni şeyler öğrenmek insanı hep heyecanlandırır. Öğrenmek güzeldir ve aynı zamanda çekicidir. Bilgi deryasına giren bir daha çıkmak istemez. Bilgi kişiyi olgunlaştırır. Kendine güven kazandırır. İtibar kazandırır. Toplum tarafından saygı görmesini sağlar. Cehalet insanı nasıl dibe çekerse, bilgi de insanı zirveye çıkarır.

Bilgi bütün insanlığın ortak değeridir ve paylaşılan bir değerdir. Her millet ve her fert ondan gayreti nispetinde nasibini alır. “Bilgi bizim yitiğimizdir.” Bilginin önemi ve değeri tartışılmaz. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?”

Yusuf Sezek

Bir Cevap Yazın

Yusuf Sezek sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin