“İnsanlara laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zor” diye yakınırız çoğu zaman…
O her insana laf anlattı. Kimseyi hor görmedi. Kimsenin günlünü kırmadı. Zorluklarla mücadele etti ama kimseyi zora sokmadı. Çözüm üretti ve insanların önünü açtı.
-Ebu Hureyre naklediyor-
Peygamberimizle sohbet ettiğimiz bir gün, yanımıza bir adam geldi. Adamın söylemekten çekindiği bir derdi olduğu her halinden belliydi. Peygamberimiz gülümseyen gözlerle ona baktı. Bundan cesaret alan adam:
“Mahvoldum ey Allah’ın Resulü!” dedi.
Peygamberimiz:
“Seni mahveden şey nedir?” diye sordu.
Adam:
“Ben orucumu bozdum…” dedi. Sonra sıkılarak devam etti. “Eşimle ilişkide bulundum.”
Daha sonra aralarında şu konuşmalar geçti.
Resulüllah sordu:
“Bir köleyi hürriyetine kavuşturup azat edebilir misin? Var mı bu kadar paran?
“Hayır.”
“Peki, peş peşe 60 gün oruç tutabilir misin?”
“Hayır, Ben zaten bu felaketi oruç yüzünden yaşadım.
“Altmış yoksulu doyurabilir misin?”
“Hayır, ben fakir bir adamım.”
O sırada elinde içi hurma dolu sepetle biri geldi. Peygamberimiz gelen sepeti göstererek:
“Bunu al yoksullara ve muhtaçlara sadaka olarak dağıt” dedi. Adam:
“Ey Allah’ın Resulü benden daha muhtaç birisi var mı ki? İnanın Medine’de benim ailemden daha muhtaç bir ev halkı yoktur” dedi.
Peygamberimiz azı dişleri görünecek kadar güldü, sonra:
“Al bu hurmayı, ailene yedir” dedi.
Kaynak: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Darimi, Ahmed b. Hanbel.
Yusuf Sezek


Bir Cevap Yazın